YouTube

CEZA DAVALARINDA BİRLEŞEN DOSYALARDAN DOLAYI SANIK İFADESİ

Asliye ceza mahkemelerinde (ve genel olarak ceza mahkemelerinde) birleşen dosyalar yönünden sanıktan teknik anlamda ek ifade alınıp alınmayacağı hususu; yargı kararlarında bu işlemin ek ifade kavramından ziyade, birleşen dava dosyasındaki isnat ve eylemlere ilişkin olarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 147. ve 191. maddeleri uyarınca usulüne uygun savunma/sorgu yapılması zorunluluğu şeklinde değerlendirildiğini göstermektedir. İncelenen içtihatlarda, asıl dava dosyasında sanığın savunmasının alınmış olması veya birleşen dosyadaki savunmanın birleşme öncesindeki usuli eksikliklerle sınırlı kalması hâllerinde, birleşen dava yönünden sanığın savunma hakkının kısıtlanamayacağı açıkça belirtilmiştir.

1. Asliye Ceza Mahkemeleri Bakımından Birleşen Dosyalarda Savunma ve Sorgu Usulü

Yargıtay dairelerinin Asliye Ceza Mahkemelerinden geçen dosyalara ilişkin incelemelerinde; birleşen dosyadaki iddianame ve birleştirme kararının duruşmada okunması, sanığa CMK’nın 147. maddesindeki yasal haklarının hatırlatılması ve birleştirilen dosyadaki suçlamalara ilişkin usulünce savunmasının alınması gerektiği kabul edilmektedir:

● Kavramsal Nitelendirme (Savunma Alınması): Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 28.10.2013 tarihli ve 2012/8840 Esas, 2013/15476 Karar sayılı kararında, sanığın yakalama üzerine verdiği savunmanın ana dosyaya ilişkin olduğu, "aynı Başsavcılığın 10.03.2009 tarih ve 2009/11390 Esas sayılı iddianamesi ile açılan ve ana dosya ile birleştirilen kamu davasına ilişkin savunma alınmadığı" belirtilmiş; "birleşen dava dosyası yönünden usulünce savunması alınmadan davaya devamla sanığın mahkumiyetine karar verilmesi" gerekçesiyle "hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA" karar verilmiştir. Kararda bu usul işlemi ek ifade olarak değil, birleşen dosyaya ilişkin savunmanın usulünce alınması olarak nitelendirilmiştir.

● İddianame ve Birleştirme Kararının Okunması ve Hakların Hatırlatılması: Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 26.09.2022 tarihli ve 2021/7292 Esas, 2022/12904 Karar sayılı kararında, birleşen dosyada daha önce savunma alınmış olmasının usul işlemlerini ortadan kaldırmadığı vurgulanarak "birleşen dava dosyasına ait iddianame ve birleştirme kararı okunup, CMK.nın 147. maddesinde öngörülen hakları hatırlatılarak usulüne uygun savunmaları alınmadan" yargılamaya devam edilmesi "sanıkların savunma haklarının kısıtlanması," sayılarak hükümler bozulmuştur.

● Benzer şekilde Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 11.03.2021 tarihli ve 2019/6578 Esas, 2021/3865 Karar sayılı kararında, Silivri 3. Asliye Ceza Mahkemesinin beraat kararı incelenirken, "Suça sürüklenen çocuk ...'in savunmasının birleşen Silivri 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/21 dosyasında alınmasına karşın 5271 sayılı CMK.nın 191. maddesine aykırı olarak, birleşen dava dosyasına ait iddianame ve birleştirme kararı okunup, CMK.nın 147. maddesinde öngörülen hakları hatırlatılarak usulüne uygun savunması alınmadan yargılamaya devamla yazılı biçimde hüküm kurulmak suretiyle, sanığın savunma hakkının kısıtlanması" nedeniyle hükmün "5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA" hükmedilmiştir.

● Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 04.12.2024 tarihli ve 2023/3663 Esas, 2024/9324 Karar sayılı kararında, Bodrum 4. Asliye Ceza Mahkemesinin mahkûmiyet kararı yönünden "birleşen Bodrum 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2023/170 Esas sayılı dosyasına ait iddianame ve birleştirme kararı sanığa okunmadan ve birleşen dosyayla sanığa isnad olunan suç yönünden sanığın savunması alınmadan yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulmak suretiyle, sanığın savunma haklarının kısıtlanması" tespit edilmiş ve "Bodrum 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.04.2023 tarihli ve 2022/635 Esas ve 2023/441 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA," karar verilmiştir.

● Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 01.07.2025 tarihli ve 2024/17228 Esas, 2025/5483 Karar sayılı kararında aktarılan önceki Yargıtay bozma ilamında, "Sanıklar ..., ... ve ...'ın savunmasının birleşen Kurtalan Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/356 Esas sayılı dosyasında alınmasına karşın 5271 sayılı CMK.nın 191. maddesine aykırı olarak, birleşen dava dosyasına ait iddianame ve birleştirme kararı okunup, CMK.nın 147. maddesinde öngörülen hakları hatırlatılarak usulüne uygun savunmaları alınmadan" hüküm kurulması savunma hakkının kısıtlanması olarak aktarılmıştır. İncelenen bu kararda Daire, Asliye Ceza Mahkemesinin birleşen 2013/250 Esas sayılı dosyadaki düşme hükmünü "hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA" şeklinde onamış; birleşen 2014/356 Esas sayılı dosyadaki beraat hükümlerini ise "BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden ... gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle ... DÜŞMESİNE" şeklinde sonuçlandırmıştır.

● Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 23.12.2025 tarihli ve 2024/14748 Esas, 2025/11153 Karar sayılı kararında, somut dosyada "birleşen dosyalarda ki eylemler nedeniyle sanığın savunmasının alınmadan, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle mahkumiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı" görülmüş ve ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararı hakkında "KANUN YARARINA BOZULMASINA" karar verilmiştir.

● Birleşmeden Önce veya Sonra Savunma Alınmaması Hâli: Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 15.04.2024 tarihli ve 2023/13278 Esas, 2024/17569 Karar sayılı kararında, Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin mahkûmiyet hükmü incelenirken; "Malatya 8.Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/250 Esas sayılı birleşen davasında sanığın savunması alınmadan birleştirme kararı verildiği ve ana dosyadaki yargılama sırasında da birleşen dava yönünden sanığın savunmasının alınmadığı anlaşıldığından," tespiti yapılmış, "yargılamaya devamla sanığın savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür." gerekçesiyle kanun yararına bozma kararı verilmiştir.

● Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 06.05.2024 tarihli ve 2023/13302 Esas, 2024/18306 Karar sayılı kararında da benzer şekilde "birleşen davalarda sanığın savunması alınmadan birleştirme kararları verildiği ve ana dosyadaki yargılama sırasında da birleşen davalar yönünden sanığın savunmasının alınmadığı" tespit edilmiş; "sanığın savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi" hukuka aykırı görülerek "Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.06.2016 tarihli ve 2015/942 Esas, 2016/801 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kan’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA," karar verilmiştir.

● Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 30.03.2023 tarihli ve 2021/16099 Esas, 2023/3046 Karar sayılı kararında, Asliye Ceza Mahkemesince kurulan iki ayrı mahkûmiyet hükmü incelenmiş ve "sanığın ise yalnızca 2015/101 Esas sayılı dosyadaki iddianamenin okunması suretiyle savunmasının alındığı, birleşen diğer dosyadaki iddia ile ilgili birleşmeden önce ya da birleştirme kararından sonra savunmasının tespit edilmediği anlaşılmış olup, 05.01.2015-11.05.2015 tarihleri arasındaki bakaya suçu ile ilgili olarak sanığa iddianamenin okunup, bu olayla ilgili yöntemine göre savunması alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması hukuka aykırı bulunmuştur." gerekçesiyle "hükümlerin, 1412 sayılı Kan’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA" hükmedilmiştir.

● Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 28.11.2024 tarihli ve 2020/1235 Esas, 2024/6909 Karar sayılı kararında, birleşen davayı mükerrerlik nedeniyle reddeden ilk derece mahkemesi hükmü incelenmiş; "Birleşen Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/827 Esas sayılı dosyasına ilişkin 18/11/2015 tarihli iddianame ve birleştirme kararı okunmaksızın, CMK'nın 191 ve 147. maddeleri gereğince usulünce sorgusu yapılmayan sanık hakkında, yargılamaya devamla karar verilmek suretiyle savunma hakkının ihlal edilmesi," bozma sebebi yapılarak "Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA," karar verilmiştir.

● Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 07.07.2020 tarihli ve 2019/12707 Esas, 2020/6901 Karar sayılı kararında, Asliye Ceza Mahkemesinin mahkûmiyet hükümleri ele alınmış, "birleştirilen dosyadaki suçlar ile ilgili olarak 5271 sayılı CMK'nın 147.maddesine göre sanığın savunması alınmadan" hareket edilmesi "savunma hakkı kısıtlanarak yargılamaya devamla, mahkumiyetine karar verilmesi," gerekçesiyle bozma sebebi yapılmıştır.

● Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 15.10.2015 tarihli ve 2013/18573 Esas, 2015/29727 Karar sayılı kararında, "birleştirme kararı ile birleşen dosyadaki iddianame okunmadan ve birleştirme kararına konu olan olay hakkında savunması alınmadan" karar verilmesi "sanığın savunma hakkının kısıtlanması" ve "eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması" sayılarak "hükümlerin bu sebeplerden dolayı ... BOZULMASINA" karar verilmiştir. Dairenin 11.04.2018 tarihli ve 2018/1579 Esas, 2018/3358 Karar sayılı kararında da "birleştirme kararı okunmadan ve birleştirme kararına konu dosyanın iddianamesinde belirtilen eylemle ilgili sanığın savunması alınmadan yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanması" nedeniyle hükümler yönünden BOZULMASINA karar verilmiştir. Dairenin 15.03.2023 tarihli ve 2023/125 Esas, 2023/1588 Karar sayılı kararında aktarılan önceki bozma ilamında ise "birleştirme kararı okunmadan ve birleştirme kararına konu eylemle ilgili olarak sanığın savunması alınmadan mahkumiyet hükmü kurulması nedeniyle kararın bozulmasına karar verilmiştir." tespiti yer almış; incelenen kararda özel belgede sahtecilik yönünden "hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA", resmi belgede sahtecilik yönünden ise "gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE" karar verilmiştir.

● Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 22.12.2021 tarihli ve 2021/4162 Esas, 2021/20132 Karar sayılı kararında ise Asliye Ceza Mahkemesinin mahkûmiyet hükmü incelenirken her birleşen dosyada mutlaka ek ifade alınması gerektiğine ilişkin genel bir kural kurulmamış; dosyaların birleştirilmesi, bunun mümkün olmaması durumunda "birleştirme olanağının kalmaması durumunda ise ilgili dosyanın incelenen dosyayla ilgili tüm kısımlarının, sanığın ve suçu birlikte işlediği iddia edilen diğer sanıkların tüm savunmalarının onaylı bir örneğinin dosya içerisine konularak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması," gerekçesiyle "hükmün bu sebeplerden dolayı tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA" karar verilmiştir.

2. Diğer Mahkeme Türleri, Ağır Ceza Yargılamaları ve Bölge Adliye Mahkemesi Kararları

Araştırma taramasında yer alan diğer kararlar da benzer usuli zorunluluğu işaret etmekle birlikte somut dosya ve mahkeme türlerine göre şu tespitleri içermektedir:

● Ağır Ceza Mahkemesi Dosyaları:

○ Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 16.02.2023 tarihli ve 2021/9095 Esas, 2023/712 Karar sayılı kararında, Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin mahkûmiyet hükümleri; "iddianame ve birleştirme kararı ile suça konu deliller duruşmada okunarak sanığın ek savunması alınmadan hükümler kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, hukuka aykırı bulunmuştur." gerekçesiyle "kararının, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 1412 sayılı Kan’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA" karar verilerek bozulmuştur. Karar ağır ceza yargılamasına ilişkindir.

○ Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 08.12.2021 tarihli ve 2019/1901 Esas, 2021/13281 Karar sayılı kararında (Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesi dosyası), sanığın asıl dosyadaki iddialar hakkında savunması alınmış olsa da birleşen dosya yönünden "sanığın birleşen dosya yönünden CMK'nın 147. ve 191. maddeleri uyarınca davanın esası ile ilgili sorgusu yapılmadan hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması" tespit edilmiş ve hüküm bozulmuştur. Dairenin 07.02.2023 tarihli ve 2022/11224 Esas, 2023/739 Karar sayılı kararında da Bafra Ağır Ceza Mahkemesindeki davaya ilişkin olarak "sanığın birleşen dosya yönünden 5271 sayılı Kan'un 147 nci ve 191 inci maddeleri uyarınca davanın esası ile ilgili sorgusu yapılmadan hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması" tespitiyle "Başkaca yönleri incelenmeyen Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 19.04.2022 tarihli ve 2022/834 Esas, 2022/868 Karar sayılı kararının, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kan’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA," karar verilmiştir.

○ Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 10.05.2018 tarihli ve 2018/1836 Esas, 2018/3543 Karar sayılı kararında, Ağır Ceza Mahkemesi hükmü bakımından "Birleştirilen dosyaya ilişkin olarak sanık ...'un açık kimliği saptanıp kendisine iddianame okunup, CMK'nın 147. maddesindeki hakları hatırlatılıp aynı Kanunun 191/3. maddesine uygun şekilde sorgusunun yapılması gerektiği gözetilmeden savunma hakkı kısıtlanarak yazılı şekilde hüküm tesisi," gerekçesiyle "hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi." hükmü kurulmuştur.

○ Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 04.02.2025 tarihli ve 2021/21415 Esas, 2025/2783 Karar sayılı kararında, "sanığın birleştirilen dosya yönünden savunmasının alınması gerektiğinin gözetilmemesi" bozma nedeni yapılmış ve "hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA" karar verilmiştir.

○ Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 05.10.2020 tarihli ve 2020/1210 Esas, 2020/4706 Karar sayılı kararında, birleştirilen dosyadaki iddianameler bakımından "anılan iddianamelerdeki hususlar yönünden de savunmasının alınması gerektiğinin düşünülmemesi" savunma hakkı kısıtlaması olarak kabul edilmiş ve "hükümlerin CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA" kararı verilmiştir.

○ Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.01.2022 tarihli ve 2017/660 Esas, 2022/61 Karar sayılı kararında (Ağır Ceza Mahkemesi direnme kararı), "incelemeye konu dosyanın, dosyası ayrılan sanık ...’ın yargılandığı dosya ile birleştirilmesi, birleştirme olanağı yoksa dosyanın getirtilip incelenmesinden sonra dosyanın dava dosyası içine konulması, tüm delil ve beyanların birlikte değerlendirilmesi gerektiği" belirtilmiş, "eksik araştırmayla hükümler kurulması isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA" kararı verilmiştir; ancak kararda birleşen dosyalar yönünden sanıktan ayrıca ek ifade alınmasının zorunlu olduğuna dair genel bir tespit bulunmamaktadır.

● Sulh Ceza Mahkemesi Dosyası:

○ Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 06.05.2013 tarihli ve 2011/13071 Esas, 2013/13500 Karar sayılı kararında, Sulh Ceza Mahkemesi hükmü yönünden talimatla savunma alınırken "30.04.2007 tarih ve 2007/82 nolu iddianameye göre savunma alındığı" belirlenmiş; "birleştirilen davada savunma alınmadan hüküm kurularak, CMK’nın 147. ve 191. maddelerine aykırı davranılması" sebebiyle "HÜKÜMLERİN BOZULMASINA" karar verilmiştir.

● Bölge Adliye Mahkemesi ve Danıştay Kararı:

○ Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 21.10.2022 tarihli ve 2022/683 Esas, 2022/1048 Karar sayılı kararında, duruşma tutanağında iddianame ve birleştirme kararının okunduğunun yazılmasının tek başına yeterli olmadığı, CMK'nın 147. maddesi uyarınca haklar hatırlatılarak usulüne uygun savunma alınmamasının "savunma hakkının kısıtlanması" oluşturduğu gerekçesiyle beraat hükümleri ayrı ayrı bozulmuştur.

○ Danıştay 5. Dairesinin 21.11.2022 tarihli ve 2021/8365 Esas, 2022/8928 Karar sayılı kararında, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin "sanığın bahse konu birleşen dosyaya ilişkin yasal hakları hatırlatılarak usulüne uygun olarak savunması alınmadan hüküm kurulması" tespitini bozma gerekçesi yaptığı aktarılmış; Danıştay önündeki idari uyuşmazlık bakımından Bölge İdare Mahkemesi kararını gerekçe eklemek suretiyle onamıştır.

3. Sonuç

Yargıtay kararlarına göre, Asliye Ceza Mahkemelerinde birleşen dosyalar bakımından yapılması gereken işlem teknik olarak bir ek ifade işlemi olarak adlandırılmamakta; CMK’nın 147. ve 191. maddeleri uyarınca birleşen dava dosyasına ait iddianame ile birleştirme kararının duruşmada sanığa okunması/anlatılması, yasal haklarının hatırlatılması ve birleşen dosyadaki isnat ve eylemler yönünden usulüne uygun olarak sanığın savunmasının alınması/sorgusunun yapılması zorunlu bir usul işlemi olarak kabul edilmektedir. Bu usul izlenmeksizin ana dosyadaki savunmayla yetinilerek karar verilmesi, savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde görülmekte ve bozma sebebi sayılmaktadır.

Hakkını Sor Hukuk Platformu

Soru sor Danışmanlık al