YouTube

MAHKEMENİN NÜFUS KAYITLARINI İSTEMESİ VERİ İHLALİ VE ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİ HAKKI İHLALİ OLUR MU?

1. Giriş ve İnceleme Konusu

Mahkeme dosyalarına UYAP ve MERNİS sistemi üzerinden celp edilen vukuatlı nüfus kayıt örneklerinde yer alan Kişilerin Olayları hanesindeki bilgilerin mahkemeye bildirilmesinin yasal bir zorunluluk olup olmadığı, ayrıca davayla doğrudan ilgisi bulunmayan vasiyetname tescili gibi şahsi olay kayıtlarının mahkeme dosyasına yansımasının kişisel verilerin korunması mevzuatı ve özel hayatın gizliliği hakkı kapsamında bir ihlal oluşturup oluşturmadığı incelenmektedir.

Yapılan araştırma taramasında yer alan yargı ve kurul kararları; adli makamların nüfus kayıtlarını talep ve temin yetkisi, nüfus sicilindeki kayıtların içeriği ve bu kayıtların gizliliğine getirilen istisnalar, mahkemelerin belge ibrazı talepleri ile kişisel verilerin korunması ve veri minimizasyonu ilkeleri ekseninde değerlendirilmiştir.

2. Adli Makamların Nüfus Kayıtlarını Temin Yetkisi ve Nüfus Kayıtlarının Gizliliği

5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 44. maddesinin birinci fıkrasının güncel metnine göre nüfus kayıt örneklerini;

"(1) Nüfus kayıt örneklerini;

a) Bakanlık,

b) Dış temsilcilikler,

c) Asker alma işlemleri için Milli Savunma Bakanlığı,

ç) Adlî makamlar,

d) Adlî işlemlerle sınırlı olmak üzere kolluk kuruluşları,

e) Evlenme işlemleri için evlendirme işlemini yapmaya yetkili olanlar,

f) Ölüm işlemleri için resmî sağlık kuruluşları,

g) Kaydın sahipleri veya bunların eşleri ile veli, vasi, alt ve üst soyları ya da bu kişilere ait vekâletnameyi ibraz edenler,

nüfus müdürlüklerinden doğrudan almaya yetkilidirler."

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.02.2014 tarihli, E. 2012/1471, K. 2014/35 sayılı kararında, nüfus kayıtlarına UYAP üzerinden erişimin yasal dayanağının bulunduğu belirtilmiş ve **"Aynı kanunun 44. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi uyarınca, adli makamların nüfus kayıt örneklerini alma yetkisi olduğu vurgulanmış"**tır. Kurul bu erişimi, sanık ile katılanın kızı arasındaki evlilik bağının tespiti kapsamında ele almıştır.

Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 22.04.2020 tarihli ve 2020/307 sayılı kararında da 5490 sayılı Kanun’un nüfus kayıtlarının gizliliğine ilişkin düzenlemesi aktarılırken "Mahkemeler bu hükmün dışındadır." kuralına ve aynı Kanun’un 44. maddesi uyarınca "Adlî makamlar, (…) nüfus müdürlüklerinden doğrudan almaya yetkilidirler." hükmüne yer verilmiştir.

Anayasa Mahkemesinin 25.12.2025 tarihli, E. 2025/120, K. 2025/270 sayılı kararında, 5490 sayılı Kanun hükümleri aktarılırken "nüfus kayıtları ve bu kayıtların tutulmasına dayanak olan belgelerin gizli olduğu" ve "mahkemelerin bu hükmün dışında olduğu" vurgulanmıştır. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi bu kararında, ad değişikliğinin nüfus siciline tescili ile Basın İlan Kurumu portalında ilan edilmesini incelemiş; mahkemeye gönderilen nüfus kayıt örneklerindeki olay kayıtlarını veya vasiyetname bilgisini incelememiştir.

Anayasa Mahkemesinin 26.11.1981 tarihli, E. 1981/3, K. 1981/27 sayılı kararında ise mülga 1587 sayılı Nüfus Kanunu hükümleri değerlendirilirken mahkemelerin delil toplama yetkisine işaret edilmiş; "Görüldüğü üzere nüfus kütükleriyle bunların dayanaklarını oluşturan belgelerin asıllarının mahkemelerce incelenmesinde veya incelettirilmesinde zorunluluk bulunduğunda, yargılama usulüne ilişkin kuralların uygulanacağı doğaldır." tespiti yapılmıştır. Mahkemelerin bu kayıtları celp etmesi hususunda ise "zorunluluk olmadıkça bu yolda karar vermiyecekleri ve zorunluluk hallerinin takdirinin ise mahkemeye ait olduğu" belirtilmiştir.

3. Nüfus Kayıt Örneklerinde Yer Alan Olay Bilgilerinin Kapsamı ve İdarenin Kayıt Tutma Zorunluluğu

Nüfus kütüğüne tescil edilmiş kişisel durum ve olay kayıtlarının nüfus kayıt örneğinde yer almaması veya kütükten silinmesi taleplerine ilişkin olarak Danıştay 10. Dairesinin 10.06.2021 tarihli, E. 2016/3357, K. 2021/3279 sayılı kararı önem arz etmektedir. Kararda, ilk derece mahkemesinin;

"davacının 20/11/2005 tarihli evlenme ve … Aile mahkemesinin E:…, K:… ve 04/10/2011 kesinleşme tarihli ilamı ile boşanma olaylarına ilişkin bilgilerin nüfus kütüklerinden silinmesi veya ilgiliye ait nüfus kayıt örneğinde bu bilgilere yer verilmemesi talebinin yerine getirilmesinin mevzuat uyarınca mümkün olmadığı"

yönündeki ret gerekçesi Danıştay 10. Dairesince incelenmiş ve Dairece "Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir." gerekçesiyle onanmıştır. Bu karar nüfus idaresinin kütükte kayıtlı olayları nüfus kayıt örneklerinde göstermesinin mevzuat gereği olduğunu ortaya koymakla birlikte, mahkemeye gönderilen nüfus kayıt örneğinin Kişilerin Olayları bölümündeki bilgilerin bildirilmesinin zorunluluğunu ya da vasiyetname kaydının dosyaya girmesinin veri ihlali oluşturup oluşturmadığını doğrudan incelememiştir.

Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 13.04.2022 tarihli, E. 2018/6587, K. 2022/3726 sayılı kararında ise kaydın yasal yetkilisine yapılan açıklamalar değerlendirilmiş; "nüfus kayıt örneğini her zaman doğrudan almaya yetkili olan ...'e bu bilgilere ilişkin belgelerin açıklanmasının yukarıda değinildiği şekilde sır olarak saklanması gereken bilgilerin ifşası niteliğinde olmadığından suçun yasal unsurlarının da oluşmadığı" belirtilerek mahkûmiyet hükmü sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.

4. Kişisel Veri Güvenceleri, Yargılamada Belge İbrazı ve Veri Minimizasyonu

Kişisel verilerin yargılama makamlarına sunulması ve bu süreçte uyulması gereken veri koruma ilkeleri bakımından mevzuat ve yargı kararları çerçevesi şöyledir:

A. Mahkemeye Belge Sunulmasının Yasal Dayanağı ve KVKK Kapsamı

Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 14.09.2023 tarihli ve 2023/1578 sayılı kararında, mahkemenin üçüncü kişi veya kurumlardan bilgi ve belge istemesi değerlendirilmiştir. Kurul, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 221. maddesinde yer alan:

"Belgeyi ibraz etmesine karar verilen herkes, elindeki belgeyi ibraz etmek; belgeyi ibraz edememesi hâlinde ise bunun sebebini delilleri ile birlikte açıklamak zorundadır."

hükmünü aktararak, mahkeme talebi üzerine kayıtların sunulmasının **"6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 221’inci maddesinde yer alan hükme dayandığı"**nı ve 6698 sayılı Kanun’un 8. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında hukuka aykırılık teşkil etmediğini tespit etmiştir. Kurul ayrıca, mahkemenin bu belgeler üzerindeki yargısal tasarruflarının 6698 sayılı Kanun’un 28. maddesindeki yargılama faaliyetine ilişkin istisna kapsamında kaldığını değerlendirmiş; veri sorumlusuna ise "özel nitelikli kişisel verilerin gönderim yöntemlerinin gizlilik esaslarına riayet edilmek suretiyle seçilmesi gerektiği hususunda" hatırlatma yapılmasına karar vermiştir.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 28. maddesinin birinci fıkrasının güncel metnine göre:

"(1) Bu Kanun hükümleri aşağıdaki hâllerde uygulanmaz:

...

d) Kişisel verilerin soruşturma, kovuşturma, yargılama veya infaz işlemlerine ilişkin olarak yargı makamları veya infaz mercileri tarafından işlenmesi."

B. Taleple Bağlantılılık ve Sınırların Aşılması

Veri sorumlularının adli makamlara bilgi sunarken müzekkere sınırlarını aşmaması gerekmektedir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 13.02.2025 tarihli, E. 2022/3953, K. 2025/2404 sayılı kararında banka kayıtlarının mahkemeye bildirilmesi incelenmiş; "Yetkili merciler tarafından gelen bilgi ve belge talepleri yerine getirilirken bankaların ilgili mevzuatta belirlenen sınırları gözetmeleri gerekmektedir." ve "yetkili kılınan mercinin talep ettiği bilgi ile sınırlı olmalı ve banka, yetkili mercin talebinde açıkça belirtilenden fazla bir gerçek kişi verisini kendi takdiri ile paylaşmamalıdır" ilkeleri vurgulanmıştır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, talep edilen dönem dışındaki verilerin gönderilmesini hukuka aykırı bularak İlk Derece Mahkemesinin davanın reddi kararını bozmuştur. Ancak bu karar, doğrudan MERNİS üzerinden celp edilen nüfus kayıt örneklerini ve vasiyetname kayıtlarını konu edinmemektedir.

Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 22.04.2020 tarihli ve 2020/307 sayılı kararında da genel bir ilke olarak verilerin "işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olması" gerektiği ifade edilmiştir.

C. Kişisel Veri Tanımı ve Anayasal Sınırlar

● Anayasa Mahkemesi (05.04.2023, E. 2020/103, K. 2023/68): Kişisel veriyi tanımlarken "...adı, soyadı, doğum tarihi ve doğum yeri gibi bireyin sadece kimliğini ortaya koyan bilgiler değil; telefon numarası, motorlu taşıt plakası, sosyal güvenlik numarası, pasaport numarası, özgeçmiş, resim, görüntü ve ses kayıtları, parmak izleri, IP adresi, e-posta adresi, hobiler, tercihler, etkileşimde bulunulan kişiler, grup üyelikleri, aile bilgileri, sağlık bilgileri gibi kişiyi doğrudan veya dolaylı olarak belirlenebilir kılan tüm veriler…" ifadesini kullanmış ve yasal güvenceler bulunmadan veri işlenmesine izin verilmesini Anayasa'ya aykırı bularak ilgili kanun hükümlerini iptal etmiştir.

● Anayasa Mahkemesi (15.06.2021, B. No: 2018/24439): "Bir kişinin imzasının, kimlik, abonelik ve ailesine ilişkin bilgileri ile ev ve iş adresinin kişisel veri kapsamında olduğu açıktır." tespitini yapmış, verilerin hangi meşru amaçla açıklandığının tartışılmamasını gerekçe göstererek "kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE" karar vermiştir.

● Anayasa Mahkemesi (20.03.2025, B. No: 2020/15944): Müdahalelerin "meşru amaca dayalı ve ölçülü olup olmadığı değerlendirilmeli" ve "ilgili yargı mercilerince söz konusu güvenceler göz ardı edilmemeli, taraflar arasındaki çatışan çıkarlar adil biçimde dengelenmeli" değerlendirmesinde bulunarak "kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE" karar vermiştir.

● Yargıtay 12. Ceza Dairesi (30.09.2025, E. 2023/3331, K. 2025/6857): Kişisel veriyi "kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü bilgi" olarak tanımlamış ve kovuşturmaya yer olmadığı kararındaki verilerin internette paylaşılması nedeniyle "sanık hakkında zincirleme şekilde verileri hukuka aykırı olarak yayma suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken" beraat kararı verilmesini bozma nedeni yapmıştır.

● Yargıtay Ceza Genel Kurulu (10.06.2014, E. 2012/1514, K. 2014/312): "kişisel verilerin mutlaka gizli olması zorunlu değildir. Gizli olmayan ve herkes tarafından bilinen kişisel veriler de hukuka aykırı eylemlere karşı korunmalıdır." tespitinde bulunmuştur.

5. Mahkemeye İntikal Eden Vasiyetname ve Kişilerin Olayları Kayıtları Bakımından Durum

Kullanıcının yönelttiği somut uyuşmazlık kapsamında:

1. MERNİS üzerinden mahkeme dosyasına celp edilen nüfus kayıt örneğinde yer alan Kişilerin Olayları bölümündeki kayıtların mahkemeye bildirilmesinin yasal bir zorunluluk olup olmadığı,

2. Davayla ilgisi bulunmayan vasiyetname şerhi gibi şahsi olay kayıtlarının bu şekilde mahkeme dosyasına yansımasının kişisel verilerin korunması mevzuatı ve özel hayatın gizliliği hakkı yönünden ihlal oluşturup oluşturmadığı,

hususlarını doğrudan inceleyen ve karara bağlayan bir içtihat bu araştırmanın tarama havuzunda yer almamaktadır. Kararların büyük bir kısmı, nüfus kayıt örneğindeki vasiyetname kaydının dosyaya girmesi uyuşmazlığını özel olarak ele almamış; adli makamların belge isteme yetkisini (HMK m. 221, 5490 s. K. m. 44) veya kişisel verilerin korunması ve özel hayatın gizliliğinin genel sınırlarını incelemiştir.

Hakkını Sor Hukuk Platformu

Soru sor Danışmanlık al