MİRASÇILARIN ARSA PAYI KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMESİNDEKİ ROLÜ
1. Uyuşmazlığın Konusu ve X Mirasçılarının İtirazının Çerçevesi
Başvuru konusu uyuşmazlıkta, X mirasçıları, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayanan davada kendilerinin yalnızca ihbar olunan konumunda bulunduklarını, taşınmazdaki hisselerini davadan önce devrettiklerini ve aleyhlerine açılmış usulünce bir eda davası bulunmadığını belirterek, haklarında bakiye karar ve ilam harcı tahsil müzekkeresi düzenlenmesine itiraz etmekte ve müzekkerenin geri alınmasını talep etmektedirler. Buna karşın, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında X mirasçılarının dahili davalılar sıfatıyla gösterildiği ve hüküm fıkrasında bakiye karar ve ilam harcının davalılar ve dahili davalılardan tahsiline karar verildiği görülmektedir.
İncelenen yargı kararları çerçevesinde, usul hukukunda taraf sıfatı bulunmayan veya usulünce harçlandırılmış bir davaya muhatap olmayan kişilerin harç ve yargılama gideri sorumluluğu ile kesinleşmemiş ya da el çekilmiş bir hüküm fıkrasına dayalı işlemlerin hukuki niteliği ele alınmıştır.
2. Dava İhbarı, Dahili Davalı Müessesesi ve Harç Sorumluluğuna İlişkin İçtihatlar
Yargıtay kararlarında, mevzuatta gösterilen istisnai haller ve mecburi dava arkadaşlığı haricinde davaya dahili davalı eklenmesi ve bu kişiler aleyhine hüküm kurulması usul kurallarına aykırı bulunmaktadır:
● Zorunlu dava arkadaşlığı ve istisnalar: Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 22.01.2021 tarihli, E. 2020/1873, K. 2021/146 sayılı kararında; "ilke olarak mecburi dava arkadaşlığı veya yasaların öngördüğü (Örneğin; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu m.14/5, 3402 sayılı Kadastro Kanunu 29. maddesi gibi) istisnai haller dışında kendisine husumet yöneltilen kişinin dışında (ve bu arada 04.05.1978 gün ve 4/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca ölü kişinin mirasçılarına) ve bir başkasına dahili dava veya müdahil-davalı ve benzeri tanımlamalarla taraf sıfatı verilemez." tespiti yapılmıştır. Daire, karar düzeltme talebini kabul ederek önceki bozma ilamını kaldırmış ve hükmü bozmuştur ("karar düzeltme talebinin kabulüyle, Dairemizin 20.01.2020 gün ve 2019/573 Esas, 2020/683 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılarak hükmün belirtilen sebeplerle BOZULMASINA").
● Dahili dava kurumunun bulunmaması ve harç şartı:
○ Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 24.01.2023 tarihli, E. 2022/7171, K. 2023/442 sayılı kararında, mecburi dava arkadaşlığı bulunmadığı halde kişilerin davaya dahil edilmesinin doğru olmadığı vurgulanarak, "davalılar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmamasına rağmen dava dışı ..., ... ve ...'ın Mahkeme tarafından davaya dahil edilmeleri doğru değildir" ve "dahili dava dilekçesi de harçlandırılmadığından adı geçen kişiler hakkında usulünce açılmış bir davanın varlığından bahsedilemeyeceği gibi dahili davalı ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru değildir" denilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.
○ Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 05.05.2025 tarihli, E. 2024/15147, K. 2025/7407 sayılı kararında, üçüncü kişinin davalı yapılabilmesi için "harcı ödenerek o kimse hakkında usul hükümlerine uygun bir dava açılması gerekir" ilkesi hatırlatılmış, "sonradan başvuru harcı yatırılmış olması halinde dahi, dahili dava dilekçesi ile davaya dahil edilebileceğinin kabulünde isabet bulunmamaktadır" gerekçesiyle karar bozulmuştur.
○ Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 18.02.2016 tarihli, E. 2015/11483, K. 2016/2603 sayılı kararında, "HMK'da dahili davalı müessesesi bulunmadığı gibi ... ile ... haklarında bir dava bulunmadığı halde davalı olarak gösterilerek karar verilmesi doğru olmamış" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir ("Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA").
○ Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 31.10.2011 tarihli, E. 2011/8299, K. 2011/8945 sayılı kararında, "HUMK’nun da dahili dava diye adlandırılan bir müessese bulunmadaktadır." ve "hakkında usulüne uygun biçimde açılmış bir dava bulunmayan ve ihbar olanan konumunda olan ... hakkında hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı" bulunarak hüküm bozulmuştur.
○ Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 07.10.2010 tarihli, E. 2010/8683, K. 2010/9885 sayılı kararında, "Aslında usul hukukumuzda davaya dahil edilme yoluyla tarafların genişletileceğine ilişkin kural yoktur." denilmiş; harçsız dilekçe ile taraf dahil edilemeyeceği, "dahili dava dilekçeleri davacı tarafından harçlandırılmalıdır" ve "davacıya eksik peşin ve karar ilam harcı tamamlattırılmalı" tespitiyle hüküm bozulmuştur.
○ Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 22.12.2022 tarihli, E. 2021/4670, K. 2022/8398 sayılı kararında, "bazı istisnai haller dışında, ‘dâhili davalı’ müessesesi bulunmamaktadır" denilerek hüküm düzeltilerek onanmıştır ("DÜZELTİLEREK ONANMASINA").
○ Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 21.10.2025 tarihli, E. 2024/313, K. 2025/4635 sayılı kararında aktarılan önceki bozma ilamında "davalılar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmamasına rağmen dava dışı [...], [...] ve [...]'ın Mahkeme tarafından davaya dahil edilmelerinin doğru olmadığı" ifade edilmiş; bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin usulünce açılmış dava bulunmadığından bahisle verdiği "usulüne uygun olarak açılmış dava bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına" kararı Yargıtayca onanmıştır ("Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA").
● İhbar olunanların ve taraf sıfatı bulunmayanların harç/gider sorumluluğu:
○ Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 21.03.2019 tarihli, E. 2016/1963, K. 2019/6404 sayılı kararında, "İhbar olunan/lar ile müdahil/ler davanın tarafı olmayıp, aleyhlerine hüküm kurulamaz." tespiti yapılmış; mahkemece "karar ilam harcı davada taraf olmayan ihbar olunanlara yükletilmiş" olması hatalı görülerek "hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA" karar verilmiştir.
○ Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 21.02.2011 tarihli, E. 2010/13006, K. 2011/2580 sayılı kararında, "Dava ihbar olunan, davada taraf olmadığından, hakkında hüküm kurulamaz." ve "açılmış bir davaya, zorunlu dava arkadaşlığı söz konusu olmadığı sürece üçüncü bir kişinin taraf sıfatıyla davalı olarak dahil edilmesi mümkün olmadığı gibi" gerekçelerine yer verilerek ihbar olunan şirket aleyhine gider hükmü kurulması bozulmuştur.
○ Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 10.06.2025 tarihli, E. 2024/2786, K. 2025/2902 sayılı ilamında onanan Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesinde, "diğer mirasçıların davaya dahil edilmelerinin de onlara taraf sıfatı yüklemeyeceği" ve "haklarında harç ve yargılama giderlerinden sorumlu olacak şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı" belirtilmiş; Yargıtay kararı "Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA" şeklinde sonuçlandırmıştır.
○ Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 18.03.2024 tarihli, E. 2024/522, K. 2024/1836 sayılı kararında, Bölge Adliye Mahkemesince mirasçıların "davalı sıfatında olduklarını" kabul etmesine karşılık, davanın açılmasına sebebiyet vermeyen "dahili davalılar aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş" denilerek karar bozulmuştur.
○ Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05.10.2023 tarihli, E. 2022/5016, K. 2023/5626 sayılı kararında, husumetin şirket ortağı ve mirasçılarına yöneltilmesinin gerekmediği ifade edilerek, "Bu davada husumetin ihyası istenen şirketin tasfiye memuru ile Ticaret Sicil Müdürlüğüne yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca şirketin ortaklarına husumet yöneltilmesi gerekmez." denilmiş ve "bunlar yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerekirken davalı ... yönünden yargılama giderlerinden dahi sorumlu tutulacak şekilde aleyhine hüküm tesisi doğru görülmemiş" tespitiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılıp ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur ("Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA", "İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA").
○ Danıştay 8. Dairesinin 28.12.2023 tarihli, E. 2019/5330, K. 2023/8107 sayılı kararında, HMK'nin 328. maddesi uyarınca "feri müdahil olarak davada yer alan kimse, yanında katıldığı taraf haksız çıkarsa yalnızca feri müdahale giderlerinden sorumlu tutulur, aksi halde bu giderler diğer tarafa yükletilir." kuralı aktarılarak fer'i müdahilin nispi karar harcından sorumlu tutulması düzeltilerek onanmıştır ("... kararının belirtilen şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA").
○ Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 11.03.2025 tarihli, E. 2024/11516, K. 2025/4017 sayılı kararında aktarılan önceki Daire ilamında, mirasçıların ilgisinin "ihbar olunan sıfatından kaynaklandığı, aleyhlerine herhangi bir hüküm tesis edilmediği" gerekçesiyle "taraf ve temyiz sıfatlarının bulunmadığı" belirtilmiş, temyiz incelemesinde ise hüküm onanmıştır ("Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA").
○ Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 06.05.2025 tarihli, E. 2024/9597, K. 2025/6996 sayılı kararında, "davada fer'i müdahil veya asli müdahil sıfatını taşımayan ve hakkında mahkemece hüküm kurulmayan ihbar olunan Orman Genel Müdürlüğünün temyiz talebinde bulunma hakkı bulunmamaktadır" tespiti yapılmış; hükümde "İhbar olunan [...] harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına" denilmiştir.
3. Hüküm Fıkrasının Bağlayıcılığı, Değiştirilme Yasağı ve Müzekkere İşlemi
Maddi hukuk ve genel usul ilkeleri bakımından ihbar olunan veya usulsüz dahil edilen kişilere harç yükletilmesi kanuna aykırı bulunmakla birlikte, somut olayda ilk derece mahkemesi karar ve ilam harcının dahili davalılardan tahsiline açıkça hükmetmiştir.
● Hükmün Değiştirilemezliği: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 305. maddesinin 2. fıkrasında yer alan güncel kanun metni şöyledir:
"(2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez."
● İçtihattaki Uygulama: Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 03.11.2025 tarihli, E. 2025/5309, K. 2025/4813 sayılı kararında, tashih yoluyla harç ve giderlerin değiştirilmesi usulsüz görülmüş ve "gerekçeli kararda taraflara yükletilen hak ve borçların değiştirilemeyeceği" ilkesi vurgulanmıştır. Kararda ayrıca, birden fazla davalı varsa "her bir davalının kendi yönünden kabul edilen değer üzerinden sorumlu tutulacağı harç, yargılama gideri ve vekâlet ücreti ayrı olacağı hâlde topluca harç, yargılama gideri ve vekâlet ücreti hesabı yapılması" hususunun infazda tereddüt uyandıracağı ifade edilmiştir.
● Müteselsil Sorumluluk: Danıştay 9. Dairesinin 11.11.2021 tarihli, E. 2019/1371, K. 2021/5435 sayılı kararında, "karar ve ilam harcına hükmedilen mahkeme kararında, yargılama giderlerinden, aleyhine hüküm verilenlerin müteselsilen sorumlu oldukları belirtilmemişse her biri kendi payına düşen miktardan sorumlu olacaktırlar." ve "tüm yargı harcının davacıdan istenilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı" tespit edilmiş; "Davalının temyiz isteminin reddine" karar verilerek hüküm onanmıştır. Benzer şekilde Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 08.03.2022 tarihli, E. 2022/199, K. 2022/1885 sayılı kararında, harç ve giderlerin tek davalı yerine "‘davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline’ şeklinde karar verilmesi doğru olmadığı gibi" gerekçesiyle hüküm düzeltilerek onanmıştır ("DÜZELTİLEREK ONANMASINA").
5. X Mirasçılarının Talebi ve İtirazının Değerlendirilmesi
Araştırma taramasında yer alan kararlar ve usul hükümleri çerçevesinde X mirasçılarının itirazının yerindeliği iki ayrı usuli boyutta değerlendirilmektedir:
1. Maddi ve Usul Hukuku Yönünden Haklılık:
Yargıtay kararları (özellikle Yargıtay 9. HD, Yargıtay 13. HD, Yargıtay 1. HD ve Yargıtay 15. HD kararları) istikrarlı bir şekilde, mecburi dava arkadaşlığı veya açık bir kanuni dayanak bulunmadıkça üçüncü kişilerin dahili davalı sıfatıyla davaya eklenemeyeceğini; kendilerine yalnızca dava ihbar edilen kişilerin davanın tarafı haline gelmeyeceğini ve haklarında harç ya da yargılama gideri yükletilemeyeceğini belirtmektedir. X mirasçılarının kendilerine açılmış harçlandırılmış bir eda davası bulunmadığı ve davanın tarafı olmadıkları yönündeki esasa ilişkin argümanları bu içtihat ilkeleriyle tam bir uyum içindedir.
2. Şekli Usul ve Tahsil Müzekkeresi Yönünden Durum:
Taranan kararların hiçbirinde doğrudan X mirasçılarının sunduğu dilekçe veya mahkeme kalemince düzenlenen bakiye harç tahsil müzekkeresinin salt bir itiraz dilekçesiyle geri alınıp alınamayacağı incelenmemiştir. Ancak Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2025/5309 Esas sayılı kararı ve HMK'nin 305/2. maddesindeki açık kural gereğince; ilk derece mahkemesi gerekçeli kararında bakiye harcın tahsilini açıkça davalılar ile birlikte dahili davalılara yüklemiş bulunduğundan ve mahkeme karardan el çekmiş olduğundan, hüküm fıkrasındaki bu yükümlülük mahkemece dilekçe üzerine kendiliğinden veya tavzih yoluyla ortadan kaldırılamaz. Kalem tarafından düzenlenen tahsil müzekkeresi mahkemenin mevcut hüküm fıkrasına dayanmaktadır.
Bu çerçevede, X mirasçılarının kendilerine harç yükletilemeyeceğine ilişkin usul hukuku itirazları Yargıtay içtihatları doğrultusunda esasen haklı olmakla birlikte; aleyhlerine oluşturulmuş mevcut mahkeme hükmü ortadan kaldırılmadığı müddetçe ilk derece mahkemesinin salt bir itiraz dilekçesine istinaden kesinleşmemiş ya da istinaf edilmemiş hüküm fıkrasını fiilen değiştirerek tahsil müzekkeresini geri alması usul kurallarına uygun düşmemektedir. Bu itiraz ve talebin hükmü veren mahkeme nezdinde kanun yolu (istinaf) incelemesine konu edilmesi gerekmektedir.
Hakkını Sor Hukuk Platformu