NAFAKA MİKTARI VE NAFAKA NE ZAMANA KADAR DEVAM EDER:
1. GİRİŞ VE MEVZUAT ÇERÇEVESİ
Türk Medeni Kanunu kapsamında nafaka; tedbir nafakası, yoksulluk nafakası, iştirak nafakası ve yardım nafakası olmak üzere dört ana başlık altında düzenlenmiştir. Kanun koyucu nafaka türlerinin hiçbirinde maktu (sabit) bir meblağ belirlememiş; nafakanın miktarını ve sona erme koşullarını tarafların ihtiyaçları, mali güçleri ve somut olayın özelliklerine bağlamıştır.
A. Tedbir Nafakası
● Miktar: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesine göre; "Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re'sen alır." TMK m. 197/2 gereğince ise; "Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır." Sabit bir tutar öngörülmemiştir; hâkim tarafların barınma ve geçim gereksinimleri ile ekonomik-sosyal durumlarına göre takdir eder.
● Sona Ermesi: Boşanma davası sürecinde bağlanan tedbir nafakası davanın kesinleşmesiyle kendiliğinden son bulur. Bağımsız tedbir nafakasında ise ayrı yaşamaya haklılık durumu ortadan kalktığında veya koşulların değiştiği ispatlanarak talep edildiğinde mahkeme kararıyla kaldırılır.
B. Yoksulluk Nafakası
● Miktar: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi uyarınca;
"Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak
koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka
isteyebilir.
Nafaka
yükümlüsünün kusuru aranmaz."
Miktar; talep edenin boşanmada daha ağır kusurlu olmaması kaydıyla, yoksulluktan kurtulması için gereken harcamalar ile yükümlünün mali gücü arasındaki hakkaniyet dengesine göre saptanır. TMK m. 176/5 gereğince talep hâlinde hâkim, nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.
● Sona Ermesi: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesinin 3. fıkrası uyarınca; "İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır." Ayrıca TMK m. 176/4 uyarınca mali durumun değişmesi veya hakkaniyet gereğince iradın artırılmasına veya azaltılmasına karar verilebilir.
C. İştirak Nafakası
● Miktar: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 182. maddesinin 2. fıkrasına göre velayeti kendisine verilmeyen eş, "çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır." TMK m. 330/1 uyarınca; "Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de göz önünde bulundurulur."
● Sona Ermesi: TMK m. 328/1 uyarınca; "Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder." Çocuğun 18 yaşını doldurması, evlenmesi veya mahkeme kararıyla ergin kılınmasıyla iştirak nafakası kendiliğinden sona erer. Yükümlünün veya çocuğun ölümüyle de mükellefiyet biter. TMK m. 331 uyarınca; "Durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır."
D. Yardım Nafakası
● Miktar: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 364/1. maddesine göre; "Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür." TMK m. 365/2 uyarınca; "Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın malî gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir."
● Sona Ermesi: Ergin olan çocuğun eğitiminin sürmesi halinde ana ve babanın bakım borcu TMK m. 328/2 gereği devam eder: "Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler." Eğitimin tamamlanması, alacaklının yoksulluk durumunun bitmesi, taraflardan birinin ölümü veya borçlunun ödeme gücünü kaybetmesi hallerinde sona erer.
2. YARGI KARARLARINDA NAFAKA MİKTARININ BELİRLENMESİ
Yargı içtihatlarında nafakanın miktarı bakımından önceden belirlenmiş sabit ve maktu bir tarife bulunmadığı; miktar tayininde çocuğun ya da eşin ihtiyaçları, tarafların gelir ve hayat standartları ile Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesinin gözetilmesi gerektiği istikrarlı olarak vurgulanmaktadır:
● İştirak ve Çocuk Nafakasında Ölçütler:
○ Hukuk Genel Kurulu (2019/117 E., 2019/1153 K.), nafaka miktarının "çocuğun yaşı, eğitimi, ihtiyaçları ile tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alınarak belirlenmelidir." ilkesini benimsemiştir. Kurul, asgari ücretle çalışan ve yoksulluk nafakası alan anne aleyhine nafaka hükmedilmesini bozma sebebi saymıştır.
○ Hukuk Genel Kurulu (2013/1539 E., 2015/1007 K.), Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (2011/2072 E., 2011/5045 K.; 2015/14151 E., 2015/20656 K.; 2016/15869 E., 2017/3976 K.; 2013/15229 E., 2013/13652 K.; 2015/3340 E., 2015/10568 K.; 2016/18021 E., 2017/7655 K.), Hukuk Genel Kurulu (2017/1513 E., 2019/1182 K.) ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi (2017/823 E., 2017/863 K.) kararlarında; "Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir." kuralı yinelenmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (2016/6945 E., 2017/4854 K.) kararında da miktarın "çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak" belirleneceğini ve çocuğun gelirlerinin de gözetileceğini ifade etmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (2012/13112 E., 2012/20291 K.) kararında da miktar belirlenirken "çocuğun ihtiyaçları ile anne ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir" ilkesine yer verilmiştir.
○ Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (2010/1829 E., 2010/2782 K.), iştirak nafakasının belirlenmesinde "İştirak nafakası, çocuğun yaşı, eğitim durumu, günün ekonomik koşulları ile genel ihtiyaçları ve ana-babanın mali durumlarına göre ve ayrıca ... devam ederken çocuğun alıştığı yaşama şekli de dikkate alınarak belirlenmelidir." değerlendirmesini yapmış; mahkemece artırılan miktarı fazla bularak "takdir edilen(artırılan) iştirak nafakası miktarı fazla olup, TMK'nun 4.maddesi kapsamında hakkaniyete uygun bulunmamıştır." gerekçesiyle "Mahkemece, tarafların ekonomik durumuna ve hakkaniyete uygun nafaka takdir edilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." tespitiyle hükmü bozmuştur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (2011/2072 E., 2011/5045 K.) de nafakayı 2.700 TL'ye çıkaran kararı "takdir edilen (artırılan) iştirak nafakası miktarı fazla olup, TMK'nun 4.maddesi kapsamında hakkaniyete uygun bulunmamıştır." diyerek bozmuştur.
○ Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (2023/3195 E., 2023/2616 K.), İlk Derece Mahkemesince "çocuğun yaşı, ihtiyaçları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları" gözetilerek hükmedilen ve Bölge Adliye Mahkemesince "tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına göre makul" bulunan 2.000 TL tedbir-iştirak nafakasına yönelik kararı onamıştır.
○ Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (2010/7836 E., 2010/11461 K.), nafaka miktarı belirlenirken "nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir." ilkesini anımsatmış ve "hükmedilecek nafakanın miktarını tayinde boşanma sırasında yapılan toptan ödeme dikkate alınmak zorundadır." gerekçesiyle yerel mahkemenin ret kararını bozmuştur ("hükmün HUMK’ nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA").
○ Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (2013/15229 E., 2013/13652 K.), kanser hastası olup malulen emekli olan nafaka borçlusunun durumunu gözeterek nafakanın "bir miktar indirilmesi hakkaniyet icabıdır" değerlendirmesinde bulunmuştur.
○ Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (2016/18021 E., 2017/7655 K.), engelli çocuğun ihtiyaçları karşısında belirlenen 2.750 TL ve 1.700 TL nafakayı yetersiz bulmuş ve hakkaniyete uygun artış yapılmak üzere hükmü bozmuştur.
● Yoksulluk ve Tedbir Nafakasında Ölçütler:
○ Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (2012/13112 E., 2012/20291 K.), TMK m. 175 uyarınca "boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir" hükmünü vurgulamış; 500 TL yoksulluk nafakasını yüksek bularak "daha az yoksulluk nafakasına hükmetmek" gerektiği gerekçesiyle bozma kararı vermiştir.
○ Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin (2023/3585 E., 2024/1082 K.) incelemesinden geçen kararında, "kadının düzenli bir işi ve gelirinin bulunmasının kadın lehine tedbir nafakasına hükmedilmesine engel oluşturmayacağı, gelirin nafakanın miktarında değerlendirilmesi gerektiği" tespitini yapmış ve dava tarihinden kesinleşmeye kadar aylık 500,00 TL tedbir nafakasına hükmetmiştir.
○ Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (2014/1051 E., 2014/8837 K.), alacaklının asgari ücretle çalışmasının nafakayı kendiliğinden kaldıramayacağını, zira "davalının eline geçen toplam gelir miktarı, onu, yoksulluktan kurtaracak mahiyette değildir." gerekçesiyle nafakanın tümden kaldırılması yerine "uygun bir miktarda indirilmesine" karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararını bozmuştur.
○ Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (2014/670 E., 2014/7508 K.), yoksulluk nafakası artırımında "yıllık ÜFE artış oranı ve TMK. nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesine göre uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerekirken" yüksek nafaka takdir edilmesini bozma sebebi saymıştır.
● Yardım Nafakasında Ölçütler:
○ Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (2015/17368 E., 2016/2611 K.), üniversite öğrencisi reşit çocuk için hükmedilen yardım nafakasının "davacı müşterek reşit çocuğun ihtiyaçlarını azami ölçüde karşılayacak, davalının geliri ile de orantılı olacak şekilde" saptanması gerektiğini ifade ederek mahkemece takdir edilen 350 TL nafakanın yetersizliği nedeniyle hükmü bozmuştur.
○ Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (2010/1812 E., 2010/2555 K.), reşit kız yararına hükmedilen nafakanın babanın diğer aile bireylerine de nafaka ödediği gözetilerek fazla olduğunu belirlemiş; "hüküm fıkrasının 1.bendinde yer alan 150-TL.rakamının karar metninden çıkartılıp yerine 100-TL.rakamı yazılmak suretiyle" hükmü düzelterek onamıştır.
3. YARGI KARARLARINDA NAFAKANIN SONA ERMESİ VE SÜRESİ
Nafakanın ne zaman sona ereceği, nafaka türünün hukuki niteliğine ve kanunun öngördüğü sona erme sebeplerine göre farklılık arz etmektedir:
● Tedbir Nafakasının Sona Ermesi:
○ Hukuk Genel Kurulu (2014/1021 E., 2016/328 K.), tedbir nafakasının süresine ilişkin olarak; "Türk Medeni Kanunun 169. maddesi uyarınca takdir edilen tedbir nafakası, açılan boşanma davası kapsamında alınan geçici nitelikteki bir önlem olarak hakim tarafından yargılama sırasında kaldırılmadığı takdirde boşanma davasında verilen kararın kesinleşmesi ile sona erer." tespitini yapmıştır. Aynı kararda bağımsız nafaka davası (TMK m. 197) yönünden "hükmedilen nafakanın, ayrı yaşamanın devam ettiği süre zarfında geçerliliğini koruyacağı" sonucuna varılmış ve direnme kararı onanmıştır ("direnme kararının ONANMASINA").
○ Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (2023/3585 E., 2024/1082 K.), Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi kararını onarken, kadın lehine "dava tarihinden itibaren boşanma hükmünün kesinleşme tarihine kadar aylık 500,00 TL tedbir nafakasına" karar verildiğini ve "çocuk yararına hükmedilen tedbir nafakasının kesinleşme tarihi itibariyle sona erdiği" tespitini teyit etmiştir.
○ Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (2013/15830 E., 2013/13523 K.), tedbir nafakasının hâkim tarafından belirli bir tarih aralığıyla sınırlandırılarak kesilmesini hatalı bulmuş; nafakanın "koşullar değiştiğinde veya gerektirici sebebin sona ermesi halinde istem üzerine kaldırılabileceği" gerekçesiyle yerel mahkeme kararındaki "dava tarihi olan 01.03.2010 – 28.02.2012 tarihleri arasında…" ifadesini "dava tarihinden itibaren" şeklinde değiştirerek düzelterek onamıştır.
● İştirak ve Bakım Borcunun Sona Ermesi:
○ Kural olarak bakım yükümlülüğü çocuğun ergin olmasıyla kendiliğinden son bulur. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi (2017/823 E., 2017/863 K.), Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (2015/3340 E., 2015/10568 K.; 2016/18021 E., 2017/7655 K.) ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (2024/1805 E., 2024/2930 K.) bakım borcunun "çocuğun ergin olmasına kadar devam edeceği" ve "ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder" esasını belirtmişlerdir.
○ Çocuğun ergin olmasına rağmen eğitimi devam ediyorsa ana ve babanın bakım yükümlülüğü devam eder. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (2024/1805 E., 2024/2930 K.) ile Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (2015/17368 E., 2016/2611 K.), bakımın "eğitimi sona erinceye kadar" süreceğini ifade etmiştir. Hukuk Genel Kurulu (2019/117 E., 2019/1153 K.; 2013/1539 E., 2015/1007 K.; 2017/1513 E., 2019/1182 K.) ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (2015/14151 E., 2015/20656 K.; 2016/15869 E., 2017/3976 K.; 2016/6945 E., 2017/4854 K.) kararlarında; "Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler." ilkesi açıkça ortaya konmuştur.
○ Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (2015/14151 E., 2015/20656 K.), ergin olan çocuk yönünden iştirak nafakasının kendiliğinden sona ereceğini; bu sebeple ergin çocuk için nafakanın azaltılması talebinde hukuki yarar bulunmadığından davanın usulden reddi gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur.
○ Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (2023/3195 E., 2023/2616 K.), nafaka yükümlüsünün ölümü durumunda; muaccel olmuş borçlar hariç olmak üzere nafaka mükellefiyetinin mirasçılara geçmeyeceğini ve "davalının vefat ettiği tarihte çocuk yararına hükmedilen nafakanın kendiliğinden sona ereceğinin" kabulü gerektiğini belirtmiştir.
○ Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (2011/2072 E., 2011/5045 K.; 2013/15229 E., 2013/13652 K.) ve Hukuk Genel Kurulu (2013/1539 E., 2015/1007 K.) kararlarında ayrıca durumun değişmesi durumunda hâkimin nafaka miktarını yeniden belirleyebileceği veya kaldırabileceği ifade edilmiştir: "Durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır."
● Yoksulluk Nafakasının Sona Ermesi:
○ Kanunen süresiz talep edilebilen yoksulluk nafakası, alacaklının yeniden evlenmesiyle kendiliğinden son bulur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (2014/1051 E., 2014/8837 K.), alacaklının yargılama sırasında evlenmesi üzerine nafakanın dava tarihinden itibaren değil, "ödenen yoksulluk nafakasının davalının yeniden evlendiği tarihe kadar devam etmesi gerekir." sonucuna varmıştır.
○ Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (2014/670 E., 2014/7508 K.) incelemesinde tarafların boşanma protokolünde davacının evlenmesi veya "garantili geçim kriterlerine uygun maaşlı bir işe başladığında nafakanın kendiliğinden kesileceğinin", işsiz kalınması halinde ise "nafakanın tekrar kendiliğinden bağlanacağının" kararlaştırılabildiği aktarılmıştır.
○ Yargıtay 12. Hukuk Dairesi (2020/8421 E., 2021/3758 K.) kararında ilam gereğince "İlamda boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren nafakanın 100.00 TL artarak 450,00 TL yoksulluk nafakası olarak devamına karar verilmiştir." tespiti yapılmış olup sona erme anına ilişkin bir belirleme bulunmamaktadır.
Hakkını Sor Hukuk Platformu